Ankebût suresi, 45
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ
وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء
وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا
تَصْنَعُونَ
Âyet-i kerîmenin tamamının anlamı şöyledir:
"Sana
vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve
kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah
yaptıklarınızı bilir."
Âyette hayasızlık ve kötülük diye tercüme edilen
"fahşâ" ve "münker" kelimelerinin anlamı daha kapsamlıdır.
Fuhşiyat,
açıktan ve alenî işlenilen bütün çirkinlikleri, edepsizlikleri ve ahlâk
dışı davranışları ifade eden bir kelimedir.
Münker de, aklın ve şerîatın
beğenmediği bütün uygunsuz davranışları ve günahları ifade için
kullanılır. Öncelikle namaz içinde böyle şeyler yapılmaz, onun
gerektirdiği bütün edeplere uyularak namaz kılınır. Gerçekten şuurla ve
hakikatına erilerek, farkında olunarak, ne olduğu bilinerek kılınan bir
namaz, namaz dışında da insanı her türlü çirkinlikten, uygunsuz
davranıştan, edep dışı hareketlerden alıkoyar. Onun için Resûl-i Ekrem
Efendimiz: "Kim namaz kılar da o namaz kendisini hayasızlıktan ve
kötülükten alıkoymazsa, o namaz olsa olsa onun Allah'tan daha fazla
uzaklaşmasını sağlar" buyurmuştur (Münâvî, Feyzü'l-kadîr, VI, 221).
Kur'an'ın namazla ilgili birçok âyeti vardır. Nevevî'nin konuyla ilgili
olarak sadece bu âyetle yetinmesinin sebebi, onun kapsayıcılığından olsa
gerektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder